MINDFULNESS SİNİR SİSTEMİ HALLERİ/ MINDFULNESS 5. VİDEO
Kaplanı Uyandırmak Kitabının yazarı Peter Levine’nin Medusa Mitolojisi yorumu önemlidir. Medusa Yunan mitolojisinde bir canavar ve yılanlardan oluşan saçları var kafasında. Ona bakanlar taş oluyor. Perseus Athena'ya gidiyor Medusa'yı öldürmek için. Athena ise bilgelik sembolü-tanrısı. Athena’da Perseus’a diyor ki gözlerinin içine direkt bakma kalkanının yansımasından onu gör ve kafası kes diyor. Perseus’ta kalkanınına bakarak Medusa’nın kafasını kesiyor ve yeniyor. Burada Peter Levine’nin yorumu ise şu; travmamızın gözünün içine bakarsak yine donup taşa dönüşürüz. Travmanın yansımasına bakarsak onu yenebilir şifalandırabiliriz. Peki, travmanın yansıması nedir? Travmanın kendisi o anı, o hikaye, aklımıza gelen o görüntüler. Travmanın yansıması nerde? Bu bedendedir. Kafadan çıkıp bedene indiğimizde o zaman travmanın bedendeki yansımaları ile kalıp orda onları mindfluness ile gözlemleyerek sinir sistemimizde fizyo biyolojik olarak dönüşüm olmasını sağlıyoruz ve daha sonra o travmalarında yansımaları farklılaşmaya başlıyor. Bünyemizde artık o geçmişte bir anı olarak kalmaya başlıyor ve günümüzde yansıması, etkileri olmaktan çıkıyor. Ona olan tepkimiz ve duygusallığımız azalıyor ve farklı bir bakış açısından bakabilmeye başlıyoruz. Uzaklaşma oluyor o duygusallıktan ve o travmanın yarattığı negatif etkilerden. Hatta travmayı bir mıknatıs düşünürsek yakın olunca ona çekiliyoruz ama çok uzakta olursak o travma çok faydalı bir şey olabiliyor hayatımızda.
Perseus Medusayı öldürdüğünde bedeninin içinden 2 şey çıkıyor. İlki kanatlı bir at (Pegasus) ve altın bir kılıç ortaya çıkıyor. Bu iki şey ise Pegaus; spontaliteyi, spontan olmayı, anda davranmayı, sürekli geçmişini bu ana taşıyan insan olmaktan çıkmayı temsil ediyor. Altın kılıç ise keskin, berrak, ayırt eden bir zihini temsil ediyor. Ne faydalı, ne değil, ne doğru yolda, ne değil o bilgelik oluşmaya başlıyor. Kafamızdan çıkıp bedenimize inmek pratiklerde ki asıl amacımız. Alışageldiğimiz düşünce süreçlerine kapılıp gitmek onların içinde takılı kalmaktan ziyade bedendeki yansımalara mindfulness ile odaklanıyoruz ve istediğimiz dönüşüm oluşmaya başlıyor. Algımız dönüşüyor.
Rodin’in Düşünen Adam heykelini herkes bilir. Düşünen Adam Heykeli İstanbul’da Bakırköy Akıl Hastanesindedir. Heykelin beden pozisyonuna bakın. Başını koymuş ellerinin üzerine düşünüyor, düşünüyor ve işin içinden çıkamamış, odak noktası kafası bedeni değil, beden yamuk yumuk olmuş. Bedeni kapanmış çevresine çevresiyle uyum halinde değil, kopuk. Birde meditasyon ve derin tefekkür halinde olan birisini getirin gözlerinizin önüne. Burada da odak noktası kalp ve karın kafa değil. Daha simetrik, dengede ve açık etrafına, uyum içerisinde o kişi..René Descartes’ın dediği gibi “düşünüyorum, öyleyse varım” vurgusu batı için çok önemli. Düşünceyi var olmayla bir gösteriyor ve öyle öğretiliyoruz. Düşünmek çok ön planda. Uzak doğudan gelen bilgilerde diyorlar ki evet düşüncelerinde var, evet bedeninde var ama bunlar sen değilsin. Bunlar dışarda olan bir şey, eylem, olgu. Onlara kapılıp gitme onların ötesinde bir alan var diyor.
Eskiden karşıtlı bir sinir sistemi modeli vardı. Yani parasempatik ve sempatik olmak üzere 2 modu vardı sinir sisteminin ve tahterevalli deki gibi birbirleriyle ilişkiliydiler. Ya stres altındasın ya da şifalanıyorsun gibi çok basitçe bir sinir sistemi modeli tanımı yaygındı. Sonra yeni bir teori daha çıktı. Bu yeni teorinin adı “Polyvegal Teori” ve tıp ve meditasyon dünyasını oldukça sarsan bir teori bu. Bu teori de diyor ki evrilme sürecinde aslında hiyerarşik olarak üç kademeli bir sinir sistemi ortaya çıktı. Evrime inanmasanız da yine de de bu 3 kademeli sinir sistemi içimizde ve hayvanlarla ortak noktaları var. En primitif-ilkel sinir sistemimiz “Dorsal Vagal Sinir Sistemi”miz. Kıkırdaklı balıklarla balina köpek balığı vb leri ile ortak yönümüz. Daha komplex olmaya başladıkça canlı onun üstüne bir sinir sistemi daha oluşuyor. “Sempatik Sinir Sistemi”. Burada kaç savaş hali var. En son olarak da memelilerde “Sosyal Sinir Sistemi” oluşuyor ve bunları 3 kademeli olarak görüyoruz.
Hepimizin içinde sinir sisteminin bu 3 hali mevcut. ( devamı bir sonraki yazımda.)

