Skip to main content

BEN'LEŞME / ZİHİN MODLARI / ZORLU ÇOCUKLUK DENEYİMLERİ

Minfulnessı dikkatin bir niteliği ve zihnin bir tavrı olarak tanımlamıştık daha önceki videolarda. Dikkatin niteliği açık, yargısız ve arkadaşça. Bu tanımlar bile mindfulnessı anlatmaya yetmiyor. Mindfulness ile meditasyon yapmaya başladığımızda beynin farklı yerleri ve modaları uyarılmaya başlıyor. Beyin farklı bir şekilde uyarıldığı için beyin yapısı dönüşmeye başlıyor ve daha az ızdıraplı bir insan oluyoruz. Daha öncede belirtmiştik mindfulnessın, yoganın hedefi fiziksel ve psikolojik ızdıraptan arınmaya başlamak ve muvaffak olmak. Bunun içinde beyin nasıl işliyor ve beyni nasıl dönüştebilirizi mindfulness ile açıklayabiliriz ama asıl önemli olan bu yapıyı nasıl bozduğumuz.Nasıl oluyorda tam bitmiş bir şekilde dünyaya gelmiyoruz ve zaten mükemmel bir yapımız yok.

Bilişsel Terapiyi yaratan psikolog Aron Back diyor ki eğer gelişim süreci içerisinde zorlu deneyimler yaşandıysa ve bunlar tekrarlayan bir şekilde yaşandıysa o zaman beynin yapısında bir takım schemalar, paternler oluşuyor ve o paternlerden dünyayı algılamaya başlıyoruz ve bu da dünya görüşümüzü negatif bir hale getirmeye başlar. Daha sonra da bu fizyolojik hastalıklara ruhsal hastalıklara yol açıyor. Deneyim, deneyim yüzünden bozulan beynin yapısı ve bozulan bu yapıdan algıladığımız dünya. 

Aslında gerçeği görmüyoruz. Çok seçerek algılıyoruz, gerçeği görmüyoruz. Etrafta olan girdileri kendi filtremizden geçiriyoruz ve o filtre nasılsa senin dünyan o. Gerçeği algılamaya başlamakla ilgili oluyor mindfulness. Yani o eskiden taşıdığın beynin yapı ve filtrelerinden bakmak değil de daha taze bir deneyim kazanmak ve geçmişi geride bırakmak, taze ve yeniye odaklandıkça eski paternlerin zayıflamaya başlayarak yepyeni bir dünya görüşü oluşmaya başlıyor. Yeterince negatif deneyim olup beynin yapısı bozulmaya başladığında da patolojiler ortaya çıkmaya başlıyor. Depresyon, kişilik bozukluğu vs. Bunlar psikoloji de çok bilinen şeyler. Olumsuz çocukluk deneyimleri bunlar ve bunlar ölçülüyor ve o standartlarda belirli sayılarda zorlu olumsuz çocukluk deneyimi yaşandıysa bu süreçte para kazanma becerin azalıyor, ömrün kısalıyor, hastalıklar ortaya çıkmaya başlıyor, bağımlılıkların oluyor. Psikologların ve nörobilimcilerin uzun süre bilmediği şey ise şu idi. Beynin yapısı değişebiliyor. 

Bu negatif döngüden çıkmak istiyoruz. Dünyayı nasıl bir süreç içerisinde algıladığımız, bilinç dışı zihin huylarından oluşup neye dikkat ettiğimizi ve dünya içerisinde nasıl hareket ettiğimizi navigasyonumuzu belirliyor. Nasıl algılıyorsun dünyanı? Neye dikkat ediyor ve nasıl hareket ediyorsun dünya da tüm bunlar zihnin huyları ile belirleniyor. Bu huyları değiştirebilmek için onları önce fark etmeliyiz. Pratik yaparak bu huyların nasıl oluştuğuna dair iç görülerimiz oluşmaya başlıyor. 

Dünya hakkındaki algılarımız geçmiş deneyimlere ve depolanan bilgilere dayanan hipotezlerdir. Gerçek içinde yaşadığını sanıyorsan bil ki sadece kendi beynin içinde yaşıyorsun. Çok zararlı hipotezlerin çok büyük olumsuz etkileri kişisel veya ülkesel olabilir. Çevremizde bunu görebiliyoruz. Azeri-ermeni, Ari-ari olmayan ırk vb. Mikro ve makro boyutta çok olumsuz etkileri olabiliyor. Diyelim ki “sevilecek bir insan olduğuma inanmıyorum ya da zeki değilim yada her şey için geç benim için” gibi düşünceler bizi negatif yörüngeye itiyor. O cümleler çok kez dışardan öğrendiğimiz çocuklu döneminde öğrendiğimiz sesler ve biz o sesleri içselleştiriyoruz. Beynimizin yapısına yerleşiyor ve biz onu sürekli yanımızda taşıyoruz. Yoga ve meditasyon sürecinde yaptığımız şey sırf orada var olarak kaldığımızda bu inançların yüzeye çıkmasına izin vermek. Ne ortaya çıkarsa bilinçdışından onu görebiliyoruz. Onu belki o çıkanı tamamen silemiyoruz ama çıkan şey tekrar gelse de o geleni görüp yola yeni beyin yapısı ile devam ediyoruz. Var olanın ortaya çıkmasına arkadaşça davranıyoruz izin veriyoruz. Ortaya çıkan şey her ne ise de “buna inanacak mıyım?” diye sorabiliyoruz ve seçebiliyoruz yanıtı. Yeterince hatalı algılayanlar psikotik, şizofren, paranoyak vb deniyor. 

Aslında şöyle sabit bir şey yok değişen. Bir ben var ve ben değişiyorum değil. Sabit hiçbir şey yok sadece değişim var ve aslında her an bir fırsat değişim ve dönüşüm için. Bu video da bütüne katı olsun.